25.10.2009

"Gül Haç - Rose Croix"





Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal, AB'ye şekil verenlerin, 'GÜL VE HAÇ KARDEŞLİĞİ' adlı gizli bir masonik örgüt olduğunu, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile Türkiye'nin üyeliğine en sert tepkiyi gösteren AB Anayasası'nın mimarı Fransız politikacı Giscard d'Estaing'in de bu örgütle bağlantısı olduğunu söyledi.
Altındal, AB'nin perde arkasında kalan kodlarını ve Türkiye'yi bekleyen tehlikeleri şöyle anlattı:
ÖNCE KOMÜNİZM ÇÖKTÜ
1- Son 12 yılda neler değişti ki, Avrupa'ya uzaktan bakan Türkiye, birden üyeliği için mücadele edilen bir ülke haline geldi?
12 yıl öncesini dikkate alırsak, özellikle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği'ndeki kendine özel 'komünizm'in çöktüğünü görürüz.
Bu öylesine ani oldu ki, çok değil 1990'da birisi çıkıp da bunu söyleseydi ona 'Deli/Uçuk' gibi sıfatlar yakıştırılırdı.
Üstelik koskoca komünizm, tek mermi atılmadan çöktü.
Düşünebiliyor musunuz ki, Moskova'da Komünist Parti yasaklandı. Türkiye, 70 yıl süreyle Sovyet tehdidini öne sürerek varlığını güvencede tuttu.
Sovyetler'den sonra YUGOSLAVYA, Batılı güçler - ve Vatikan - tarafından PARÇALANDI.
Sırada TÜRKİYE vardı.
TÜRKİYE biz bilmiyoruz ama Batı için 'YAPAY DEVLET' statüsünde görülüyor.
Örneğin Sevr Anlaşması'nı biz tek taraflı olarak kabul etmiyoruz.
Oysa Sevr taraftarları bu anlaşmadan imzalarını çekmiş değiller. ANLAŞMA ONLAR İÇİN GEÇERLİ.
Nitekim 6 Ekim'de açıklanan Tavsiye Raporu'nda azınlık maddesi, kelimesi kelimesine SEVR'DEN ALINMIŞTI.
Türkiye şimdi bir ikilemle karşı karşıya:
YA AB'NİN SÖMÜRGESİ OLACAK YA DA PARÇALANACAK.
UYUTMA TAKTİĞİ
2 - İlerleme Raporu ışığında 17 Aralık'ta verilecek tarihin Türkiye açısından anlamı nedir?
6 Ekim'de yayınlanan Tavsiye Raporu'nda gerçekte şu tavsiye edildi 17 Aralık'ta toplanacak olan ülkelerin Devlet ve Hükümet Başkanları'na:
'BİZ TÜRKİYE'YE KESİN TARİH VERMEDİK. SİZLER DE AB'Yİ BAĞLAYACAK KESİN ANGAJMANLARA GİRMEYİN.'
Ucu açık ve en az 20 yıl sürdürülmesi gereken bir süreç için 17 Aralık'ta soyut ve muğlak birtakım cümleler aracılığıyla Türkiye uyutulacaktır.
3 - ABD ve Avrupa ülkelerinin Ortadoğu ve İslam ülkelerini yeniden şekillendirme gayretlerinin, Türkiye'nin AB üyeliği ile bağlantısı var mı?
Var. ABD'nin ve AB'nin BOP'u var. Türkiye bu projede kullanılacak.
Belirleyici olanlar Türkiye'nin değil, AB'nin ve ABD'nin istekleri ve çıkarları olacaktır.
Şunu unutmayalım ki, ABD LOZAN'I KABUL ETMEMİŞTİR, ONA KARŞIDIR.
MASONİK HRİSTİYAN BİRLİĞİ
4 - Kitabınızda da yer alan 12 yılın anlamını ve AB'nin şifrelerini özetler misiniz?
AB'nin 12 yıldızı konusunda 'GÜL VE HAÇ KARDEŞLİĞİ' ile 'VATİKAN VE TAPINAK ŞÖVALYELERİ' adlı kitaplarımda bu sembollerin şifrelerini anlattım.
Ben bir tez öne sürdüm.
Buna göre, AB ve Hristiyan kulübü değildir. Ama bir 'GNOSTİK-MASONİK HRİSTİYAN BİRLİĞİ'DİR.
Bu birliğin bu inanca uygun bir 'din' ve 'Tanrı' anlayışı vardır.
Bu anlayış yerleşik dinlerin anlayışından esasta farklıdır.
AB'nin dini anlayışı laiklik ve / veya ateistlik değil, 'Sekülerlik' ve 'Deizm'dir.
(Deizm: Dinlere inanmadan sadece yaratıcı bir güç bulunduğunu kabul etmek)
Bu tez 17. Yüzyıl'dan beri Gül ve Haç Kardeşliği adlı gizli örgütle masonlar tarafından işlenmektedir.
MİTTERAND'DAN CHİRAC'A
Bugünkü AB'nin mimarlarının tamamı bu iki örgütten yetişmiş kişilerdir. Robert Schumann'dan başlayarak,F. Mitterand'a ve Valerie Giscard d'Estaing'e kadar hepsi bu iki örgütle bağlantılıydılar.
Örneğin Fransa'nın unutulmaz başkanı F. Mitterand, Sosyalist Parti'nin amblemini bile değiştirmiş ve sembol olarak 'gül'ü kullandırmıştı.
Mitterand (1916-1996) Tapınak Şövalyeleri'nin iki gizli merkezinden biri olan JARNAC'ta doğmuştu ve bu kentte günümüzde de varlığını sürdüren gizli öğreticilerle eğitilmişti.
Kendisini politikaya sokan Alain Ponler de Gül ve Haç Şövalyesi ve Üstad Masondu.
Mitterand, Fransa Cumhurbaşkanı olmadan önce ve sonrasında dört kez Tapınakçılar'ın merkezi Rennes Le Chateau'ya giderek bazı gizli toplantılara katılmıştı.
Hatta Deistler'in ve Tapınakçılar'ın sembolik tanrısı 'Evrenin Yüce Mimarı Asmodeus'un şatodaki heykelinin önünde ona saygısını sunarken çekilmiş fotoğrafları bile vardı.
Mitterand, ayrıca AB'nin perde gerisindeki gizli mimarlarından olan Priory of Sion adlı Gül ve Haç bağlantılı gizli örgütün lideri Pierre Plantard de Saint Clair ile de çok yakın dosttu ve ilişki içindeydi.
ÜÇ ÖRGÜTTEN BİRİ
Priory of Sion adlı bu örgüt tam bir Gnostik, Masonik kuruluştur.
Bunlar İsa'nın Tanrı'nın oğlu olduğuna inanmazlar. İsa'nın eski fahişe Mecdelli Meryem ile evlendiğini ve Sarah adlı bir kızı olduğunu ve bu kızın Fransa'da Aytun diye bilinen bölgede büyütüldüğünü öne sürerler.
Ayrıca AB'nin sembolik bir kralı olması gerektiğini, bu krallığın da kendi hakları olduğunu vaaz ederler.
Halen Avrupa siyasetindeki en güçlü üç gizli örgütten biri budur.
Benzer şekilde günümüzde AB Anayasası'nı hazırlayan konvansiyonun başı olan Giscard d'Estaing de Gül ve Haç Şövalyesi ve Üstad Mason'dur.
Bugünkü Devlet Başkanı Jacques Chirac da masondur ve Fransa Büyük Doğu Mason Locası'nın 275. kuruluş yıldönümünde bu locanın üyelerine AB'nin gizli hedefleriyle ilgili çok önemli bir konuşma yapmıştır.
Günümüzde Fransa'da basın ve yayın alanında en etkili olanlar masonlardır.
Le Monde, Figaro, TV5 ve diğer yayın kuruluşları masonların denetimindedir.
Sayalım: Albert Mothieu, Alain Bauer, Gerard Emery, Jean Pierre Dusseaux, Serge Moati, Roger Leray, Frank Soloveicik.. .
Bu adamlar Fransız kamuoyunu kendi gizli emelleri yönünde eğitmekte ve beyin yıkamaktadırlar.
PAPA'YI BİLE ALMADILAR
Şimdi soruyorum:
Masonlar, Gül ve Haç'çılar ve Sion Tapınakçıları, yeni hazırladıkları AB Anayasası'na Vatikan'ı, Papa'yı ve Hristiyanlığın tanrısını bile almamışken, MÜSLÜMAN TÜRKİYE'Yİ AB'YE TAM ÜYE ALIRLAR MI?
AB bir uygarlık projesidir.
Bu projenin başmimarları ise AB'deki bazı gizli örgütler ve bunların üyeleridirler.
Giscard d'Estaing'in dediği gibi: 'Türkiye, AB müktesebatını hazmedemez.'
TAPINAKÇILAR
Tapınak Şövalyeleri, Hristiyanlık uğruna savaşmaya andiçmiş bir Haçlı tarikatı olarak kurulmuş, ancak zamanla Kilise ile ters düşmüştür.
Haklarındaki söylentiler sonucunda, Fransa Kralı ve Papa'nın ortak kararıyla tarikat dağıtılmış ve şövalyeler tutuklanmıştır.
Uzun sorgulamalar sonucunda tarikatın sapkın bir öğretiye inandığına, kara büyü ayinleri yaptığına kanaat getirilmiş ve örgüt tamamen yasaklanmıştır.
Yaygın kabule göre, tarikat varlığını yeraltında sürdürmüş ve zaman içerisinde masonluk adı altında yeni bir örgütsel yapıya kavuşmuştur.
GÜLHAÇ
Rosenkreutz, yani Gül Haç ilk kez 1710 yılında Breslau'da Samuel Richter'in 'Altın ve Güllü Haç Kardeşliğinin Felsefe Taşı Oluşturmasının Gerçek ve Tam Yöntemi' adlı kitabında rastlanan bir ifadedir.
Richter, Teoloji okumuş bir Luther rahibiydi.
Bu önemli çalışma sadece birkaç simya işlemini açıklamakla kalmayıp kardeşliğin anayasasını ve kurallarını da ortaya koymaktadır.
GNOSTİK
Ruhani konulara ve/veya gizli ilimlere ait bilgiye ve bu bilginin maddi Dünya'ya hükmetmeyi mümkün kılacağına ilişkin inanç merkezinde gelişen disiplinlerin genel adı.
TÜRKİYE DEVLETTEN DE OLACAK
5 - Türkiye, AB yolculuğunda nereye gidiyor?
Türkiye, AB Anayasası'na - ne olduğunu bile okumadan - imza atmakla ulusal egemenlik haklarını AB'ye devretmeyi kabul etmiş olmaktadır.
Bu Anayasa 2009 yılında yürürlüğe girecektir.
Bundan beş yıl sonra 2014 yılında AB, bu Anayasa'ya dayanarak TÜRKİYE'NİN MALİYESİNE EL KOYACAKTIR.
Dikkat edilirse bu el koyma kararı da Türkiye tarafından zımnen kabul edilmiş ve imzalanmıştır.
Böylelikle TÜRKİYE, 'AB'ye tam üye olacağım' diye beklerken ELİNDEKİ CUMHURİYETTEN VE DEVLETTEN DE OLACAKTIR.
Çünkü egemenlik hakkının devri devletin de sonu demektir.
Sonrası mı?
Sonrasında eğer AB'nin masonları izin verirlerse Türkler 2014'te bir anıt mezar yaparak cumhuriyetin ruhuna fatiha okurlar.
Bu tarihe bu notu düşmek istiyorum, o kadar..http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=7462


Avrupa Birliği’nin bayrağı konusunda “12 Yıldızın Esrarı” başlıklı bir yazı yayınlamıştık. Şimdi ise o yazının devâmı niceliğinde bir yazı daha yayınlıyoruz. Bizim dinimizde ve tarihimizde şifreler, kodlar ve simgelerle gizli anlatımlar pek bulunmadığı için, bazı gerçeklerin anlaşılması daha zor olabilir. Ama Avrupa bayrağı “mavi gökyüzü altında, Hz. Meryem’in tacı” olduğuna göre –bu durumda AB’nin ne veya kim ile özdeşleştiğini de, bunun geleceğe yönelik hangi projeksiyonları içerdiğini de anlamak zorlaşıyor- “Gül ve Haç Kardeşliği’ne” de değinmek gerekiyor.
Avrupa kaynaklarına göre, Avrupa bayrağı İsrail’in 12 kabilesine ve Hristiyanlığın 12 havarisine atıfta bulunuyor. Avrupa bayrağı, Avrupa’nın “Yahudi-Hristiyan tarihini” anlatıyor. Kudüs’ün 12 kapısı ve Yohanna’nın Vahyi 12,1’deki şu ifâde birçok detaya ışık tutuyor;
“Gökte olağanüstü bir belirti, güneşe sarınmış bir kadın göründü. Ay ayaklarının altındaydı ve başında on iki yıldızdan oluşmuş bir taç vardı.” Hz. İsa’nın doğumu, “Tanrının halkının doğumu” ve “tarihin yeni bir başlangıcı” olarak kabûl ediliyor. Avrupa bayrağı, bir “kurtuluş ve seçilmişlik” vaadini de kapsıyor.
Burada “Gül ve Haç Kardeşliği” bir bakıma konunun tamamlayıcısı oluyor.
Gül ve haç bağı – Gül-Haç hareketinin öğretisine göre – Diriliş ve Kurtuluş’un sembolüdür. Golden-Dawn tarikatının üyeleri göğüslerinin üzerinde 22 farklı renklerde çiçek yapraklarından oluşan bir Gül-Haç sembolünü taşırlardı. Bu çiçek yaprakları İbrani alfabesinin 22 harfini ve 10 Sefirot’u birbirine bağlayan Yaşam Ağacındaki 22 yolu temsil ederlerdi. Bu çiçek yapraklarından, her ruhsal-tinsel gücü temsil edebilecek bir geometrik sembol oluşturulmuştu. İsmi ise önceleri İbranice harflerle aktarılmıştı, daha sonraları ise gülün üzerine yazıldığı zaman yardımı ile ismin her harfinin birbirine bağlanmasını sağlayan bir motif çizilmişti.
Christian Rosenkreuz (1378-1484) kendi adıyla anılan gizli topluluğun efsanevi kurucusu olarak görülüyor. 16. Yüzyıl’da, İlm-i-Simyanın, Batı Avrupa'da yetişen en önemli temsilcisi Paracelsus yetişti. Paracelsus, Hristiyanlık tarihinin en gizemli örgütü olan “Gül ve Haç Kardeşliği’nin” tarihsel önderi oldu.
Paracelsus’un J.V. Andreae’nin (1586-1654) uydurması olduğuna kesin gözüyle bakılıyor. Rosenkreuz’a dayanan gizli bir kardeşlik örgütü olduğu inancı bu yüzyıla kadar (Golden-Dawn tarikatı) sürdü. 18.yüzyılda ise özellikle Gold ve Rosenkreuz taraftarları bu isme atıfta bulundular.
17.yüzyıldan önce Gül-Haç tarikat ve taraftarlarının olmadığına kesin gözle bakılabilir. Gül-Haç düşüncesi gayretkeş protestanların ikinci ve kapsamlı bir reformasyona olan arzularından kaynaklandığı düşünülüyor.
Bu konuların Türkiye’deki en büyük uzmanı Aytunç Altındal Andreae’nin yaşamının ileriki dönemlerinde, zamanının sahte mucizecilerinin, astrologlarının ve sapkın tarikat taraftarlarının alşemist ve teosofik hayalperestlikleri ile alay etmek için yazdığı gençlik dönemi eserine mesafeli bakmaya başladığını belirtiyor. Bu gizli örgütün üyeleri, doğanın gizemlerini açıklamak isteyen “özgür ruhlardı”. Bu süreç içerisinde doğanın, bilinen dünya kavramına uymadığı için “okkult – gizem” olarak tanımlanan yeni özellik ve güçlerini keşfettiler. Bu alternatif düşüncenin mistik ve doğaüstü öğeleri, zaman içerisinde deneyler yoluyla doğanın gizemli özellikleri araştırılıp daha iyi anlaşıldıkça gitgide zayıfladılar.
Hristiyanlıkta “gül” Bakire Meryem'i anlatır. Meryem, hikmetin temsilcisidir. Hıristiyan tesbihine gül sözcüğünden türetilerek “Rosary” denilir. Avrupalı soyluların en gözde amblemi gül olmuştur. Bu armalardaki güller ve renkleri siyasal tercihleri de yansıtıyordu. Buna göre kırmızı güllü armalar Meryem'e ve onun temsil ettiği Kilise'ye (Ortodoks ve Katolik) bağlılığı gösterirken, beyaz güllü armaların sahipleri ilk tercihlerinin Protestanlık ve Krallık (devlet) olduğunu ve bunların uğruna öleceklerine yemin ettiklerini göstermekteydi. Bu nedenle İngiltere'deki hanedanlar arası savaşlara “Gül Savaşları” denilmişti.
“Gül ve Haç Kardeşliğinin” hedefi insanlığı kurtarmaktı;
“İnsanlığı Kurtarmak... Meryem İsa’yı Hristiyan inancına göre, yeryüzündeki tüm kötülüklerin, acıların, ıstırapların ve eşitsizliğin nedeni bu “İlk günah” olmadan, “arınmış” bir hâlde cennete dönebilmesi için “doğaüstü” bir şekilde dünyaya getirdi. Onun için Meryem “Gizemli Gül” idi.
Yeryüzünde “Yeni Kudüs'ü” (geçmişte Aachen Kenti, günümüzde AB) kurarak ve önce ona inananları, sonra Yahudileri, en sonra da Hz. İbrahim'in çocukları oldukları için, bazı dini bütün Müslümanları kurtararak “Yeni Kudüs’teki” kurtarılmış insanları cennete” taşıyacaktı.
Bu misyon için bazı örgütler de kurulmuştu; Bunlardan en ilginç ve esrarengiz olanı, gizli diliyle okuyup anlaşan “Gül ve Haç Kardeşliği” örgütüydü.
“Gül ve Haç” denildiğinde “dinî, kültürel ve siyâsî ilişkilerin reforma tâbi tutulması” anlaşılıyor. Aynı zamanda Max Heindel’e göre “dinin, bilimin ve felsefenin, hayatın gerçekleri ve gizemleri ile ilişkisi” olarak değerlendiriliyor. Franz Hartmann’a göre ise, yeniden doğum ve kurtuluş bu simgeler ile anlam buluyor.
Yeri gelince sormak lâzım; ABD Irak’ı ve Afganistan’ı –Bush’un deyimiyle- Haçlı Seferleri ile kurtarmadı mı?
1614 yılında Almanya'da oldukça ilginç bir manifesto yayınlandı. Kitapçığın başlığı da ilginçti: "Tüm Evrenin Genel Reformu ile Bunu İzleyen Avrupa'nın Tüm Bilgeleri ile Hükümdarlarına Seslenen, Sayın Gül-Haç Derneği'nin Fama Fraternis'i". Manifesto, "insanlığın geleceği ile yakından ilgilendikleri belli olan" ve adını ilk kez bu yayınıyla duyuran Gül-Haç (Rosecroix) Derneği'nin üyeleri tarafından, Avrupalı entelektüellere ve de gizli ilim meraklılarına bir çağrı niteliğindeydi.
Gül ve Haç Kardeşliği Protestanlığın Martin Luther ve Calvin gibi önemli liderlerini de desteklediler. Hatta Luther’in monogramında “içiçe yer alan haç ve gül” vardı. Belki dahası da olabilir. Çünkü İngiliz yazar James Dewar, Luther’in papalık fermanını yakarak hareketi başlatmasından 20 gün önce bu örgüte katıldığını savunuyor.
İngiliz tarihçi Michael Howard Gül ve Haç Kardeşliği üyelerinin reform döneminin Avusturya'daki liderleri olduğunu yazıyor.
Hatta Isak Newton, Victor Hugo ve General De Gaulle isimlerin Gül ve Haç Kardeşliği üyesi olduğu da söylenegeliyor. Söylentilere göre bu örgüt İsa’nın soyundan birisinin hala yaşadığını savunuyor ve AB’yi de ona krallığı olarak vermek istiyor.
Avrupa Birliğinin mimarları arasında da başka Gül ve Haç Kardeşliği üyeleri olduğu iddia ediliyor. Robert Schuman, Fransa eski Cumhurbaşkanı François Mitterand ve yine başka bir Fransa Cumhurbaşkanı -ki aynı zamanda Avrupa Anayasasını hazırladı- Giscard d’Estaing...
Giscard d’Estaing’i son birkaç yıldır İslâm’ı bahane göstererek, canhıraş bir şekilde Türkiye’nin katılımına karşı çıkmasından tanıyoruz.
Belki Sarkozy ve Villepin’den de şüphelenmeliyiz. Hatta Schüssel ve Gül ve Haç Kardeşliği üyelerinin reforme ettiği Avusturya’nın Türkiye’ye hâlâ dinî bahaneler ile itiraz eden ve sıklıkla “Hristiyanlıktan” ve “imandan” dem vuran liderlerinden de.
Türk kamuoyu AB’deki bazı liderlerin nasıl olup da Türkiye’ye 500 yıl öncesinin argümanları ile itiraz ettiğini ve neden 500 sene öncesinin siyâsî ahlâkı ile hareket ettiğini anlamakta güçlük çekiyordu. Demek nedeni buymuş...
Gerçekten de kuralları ta Luther zamanında konulan ve muhtemelen işleyişi o zamandan beri değişmeyen bir örgüte mensup olunca, yenilikçi olmak kolay değildir. Gizli örgüt üyeliğinin de böyle sıkıntılarını doğal karşılamak lâzım.
Giscard d’Estaing basının önüne çıkıp, “ben bunları mensubu olduğum gizli örgütün görüş ve talimatları ile söylüyorum” diyemezdi. Hatta AB’yi Meryem ile bir kabûl ettiğini ve AB’nin başına bir gün Mesihin geçeceğini!
Türkiye’ye en çok itiraz eden ülkeler Fransa, Avusturya ve Almanya. Bu ülkeler aynı zamanda Gül ve Haç Kardeşliğinin de beşiği. Tesadüf olmasa gerek.
Gül ve Haç Kardeşliği’nin diğer üyeleri arasında Fransız istihbarat başkanı Alexandre de Marenches’in de adı geçiyor. Ayrıca eski CIA şefleri William Casey, John McCone ve ABD eski Dışişleri Bakanı Alexander Haig’in de.
Bu isimleri Jan van Helsing “Gizli Cemaatler ve 20. Yüzyıldaki İktidarları veya Dünya Nasıl Yönetilmiyor” adlı kitabında veriyor.
Siz İsa’nın bugün hayatta olan bir akrabası olmadığını düşünebilirsiniz. Hatta size AB’nin bu derecede örgütlerin elinde olması veya olduğundan şüphelenilen bir kişi için “yeryüzü krallığı” ve “cennet” kurulması saçma gelebilir.
Ama bu yapmaya muktedir olanlara saçma gelmiyorsa, sizin de elinizden bir şey gelmez...
Ama yine de Türkiye’ye “dinî nedenlerle”, “iman için” itiraz edip, AB’nin “Hristiyan ve Yahudi değerleri üzerine bina edildiğini savunanlar “Gül ve Haç Kardeşliği Örgütüne üye olup olmadıkları” sorulduğunda cevâp vermeliler.http://www.diplomatikgozlem.com/haber_oku.asp?id=2495
.